Türkiye BASKISI
Doğrulanmış finans ve makroekonomi haberciliği
Türkiye'den Haberler · GÜNLÜK GAZETE NÜSHASI
YIL: 2026 · SAYI: 1482
5 Kasım 2026 · 19:13
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın toplam rezervleri, 30 Ekim ile biten haftada 4 milyar 84 milyon dolar azalarak 158 milyar 107 milyon dolara indi. Döviz ve altın kalemlerindeki eş zamanlı düşüş dikkat çekti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından yayımlanan haftalık para ve banka istatistiklerine göre, 30 Ekim 2026 tarihinde sona eren haftada toplam rezervlerde belirgin bir azalış kaydedildi. Bir önceki hafta 162 milyar 191 milyon dolar seviyesinde bulunan toplam rezervler, söz konusu dönemde 4 milyar 84 milyon dolar tutarında bir düşüşle 158 milyar 107 milyon dolara geriledi. Bu değişim, bankanın resmi rezerv varlıklarında haftalık bazda yüzde 2,5 oranında bir daralmaya işaret etti.
Rezervlerdeki bu gerileme, hem döviz hem de altın varlıklarındaki düşüşten kaynaklandı. Brüt döviz rezervleri, 23 Ekim'de 59 milyar 45 milyon dolar seviyesindeyken, 30 Ekim itibarıyla 2 milyar 955 milyon dolarlık bir azalışla 56 milyar 90 milyon dolara indi. Aynı dönemde altın rezervleri de 1 milyar 129 milyon dolar düşüş göstererek 103 milyar 146 milyon dolardan 102 milyar 17 milyon dolara çekildi. Böylece döviz varlıkları bir önceki haftaya kıyasla yüzde 5,7 oranında azalırken, altın cinsinden rezerv varlıkları yüzde 1,1 oranında gerilemiş oldu.
Merkez Bankası'nın açıkladığı veriler, piyasalarda likidite yönetimi ve döviz yükümlülükleri açısından yakından takip ediliyor. TCMB'nin Uluslararası Rezervler ve Döviz Likiditesi Gelişmeleri raporuna göre, Merkez Bankası ve merkezi yönetimin kısa vadeli döviz yükümlülükleri bir önceki haftaya göre yüzde 1 artışla 119,3 milyar dolar seviyesine yükseldi. Bu yükümlülüklerin alt kırılımlarında, önceden belirlenmiş döviz yükümlülüklerinin yüzde 3,1 artışla 52,1 milyar dolara çıktığı, şarta bağlı döviz yükümlülüklerinin ise yüzde 0,6 azalarak 67,2 milyar dolara indiği görüldü.
Analizler, yabancı para swap işlemlerinden kaynaklanan net döviz yükümlülüklerinin 16,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini ortaya koyuyor. Öte yandan, altın swap işlemlerinden kaynaklanan net alacaklar ise 2,8 milyar dolar düzeyinde kaydedildi. Uluslararası Para Fonu (IMF) rezerv pozisyonu ve özel çekme haklarından (SDR) oluşan varlıkların toplamı ise 7,7 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu veriler, rezervlerdeki haftalık dalgalanmanın bankanın bilanço yapısı ve dış yükümlülük yönetimi üzerindeki etkilerini yansıtıyor.
Ekonomi çevrelerinde rezervlerdeki bu hareketlilik, küresel finansal koşullar ve Türkiye'nin dış ticaret dengesiyle ilişkilendiriliyor. Rezervlerdeki düşüşün yaşandığı dönemde, Dünya Bankası'ndan Türkiye'ye 485 milyon dolarlık bir kaynak sağlanması gibi dış finansman gelişmeleri de gündemdeki yerini koruyor. Bakan Mehmet Şimşek'in konuya ilişkin açıklamaları, dış kaynak girişlerinin sürdürülebilirliği ve rezerv yönetimi stratejileri açısından önem taşıyor.
Bununla birlikte, piyasa uzmanları rezerv verilerinin tek bir haftalık periyoda dayalı olarak değerlendirilmesinin yanıltıcı olabileceğine dikkat çekiyor. Rezervlerdeki değişimlerin, mevsimsel etkiler, dış borç ödeme takvimleri ve piyasa müdahaleleri gibi çok boyutlu nedenleri bulunuyor. Yatırımcılar, bu verileri makroekonomik istikrar ve para politikası hedefleri çerçevesinde izlemeye devam ederken, finansal piyasalardaki genel eğilimlerin rezervler üzerindeki baskısının önümüzdeki dönemde de sürebileceği öngörülüyor.◼
BU SAYIDA · İÇ SAYFALARDAKİ HABERLER
Türkiye genelinde 17 ilde 58 kuruma sağlanacak 604 milyon liralık hibe ile yerel iş ekosistemlerinin güçlendirilmesi ve girişimcilik kapasitesinin artırılması hedefleniyor.

TRT Haber Ekonomi kaynaklı verilere göre, Türkiye'deki girişimcilik ekosistemini desteklemek amacıyla başlatılan ENHANCER PRO Ortak Kullanım Tesisleri Hibe Programı kapsamında 17 ilde toplam 58 kuruma yaklaşık 604 milyon lira tutarında destek sağlanacağı açıklandı. Avrupa Birliği finansmanıyla, Uluslararası Göç Politikaları Geliştirme Merkezi Türkiye Temsilciliği ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü iş birliğiyle yürütülen bu program, yerel iş ekosistemlerine uygun ortak kullanım merkezlerinin kurulmasını ve mevcut tesislerin kapasitelerinin artırılmasını amaçlıyor.
Söz konusu hibe programı için teklif çağrısı 16 Ocak 2026 tarihinde ilan edilmiş ve başvuru süreci 3 Nisan 2026 itibarıyla tamamlanmıştı. Yapılan değerlendirmeler sonucunda belirlenen 17 il arasında İstanbul, Ankara, Gaziantep, Mersin, Kahramanmaraş, Bursa, Adana, Hatay, Kayseri, Elazığ, Şanlıurfa, Konya, Kocaeli, İzmir, Malatya, Osmaniye ve Adıyaman yer alıyor. Hibe dağılımında İstanbul 1,562 milyon euro ile ilk sırada yer alırken, Ankara 1,326 milyon euro ve Gaziantep 996,8 bin euro ile takip eden iller oldu.
Program kapsamında desteklenecek projeler, teknoloji ve akademi alanından yerel yönetimlere, meslek kuruluşlarından organize sanayi bölgelerine (OSB) kadar geniş bir yelpazeye yayılıyor. Teknoloji ve akademi alanında 20 proje için teknoparklar, TEKMER'ler, teknoloji transfer ofisleri ve üniversitelere toplam 3 milyon 767 bin euro kaynak aktarılacak. Yerel yönetimlere yönelik 16 proje için belediyelere 3 milyon 12 bin euro, meslek kuruluşlarına 16 proje için odalara, ticaret borsalarına ve esnaf birliklerine ise 2 milyon 987 bin euro destek sağlanması planlanıyor.
Sanayi altyapısını güçlendirmek adına OSB'lere yönelik 5 proje için 954 bin 95 euro, lisanslı depoculuk alanında ise tarımsal ürünlere yönelik ortak hizmet altyapısı oluşturulması amacıyla bir proje için 155 bin euro hibe verilecek. Hibe sözleşmelerinin Aralık 2026 içerisinde imzalanması ve projelerin hızla uygulamaya alınması öngörülüyor. Bu yatırımların, girişimcilerin ihtiyaç duydukları hizmetlere erişimini kolaylaştırarak yerel ekonomilerde çarpan etkisi yaratması bekleniyor.
Avrupa Birliği finansmanıyla yürütülen ENHANCER PRO Projesi, Aralık 2024 ile Aralık 2028 dönemini kapsayan toplam 70 milyon euro bütçeli stratejik bir girişim olarak öne çıkıyor. Projenin temel hedefleri arasında Türkiye'deki girişimcilik kapasitesinin geliştirilmesi, yeni işletmelerin kurulması ve mevcut işletmelerin büyüme süreçlerinin desteklenmesi yer alıyor. Bu kapsamda, sadece yerel girişimciler değil, aynı zamanda geçici koruma altındaki Suriyeliler ve uluslararası koruma altındaki kişilerin de ekonomik hayata katılımının artırılması hedefleniyor.
Program, Türkiye'nin üretim ve hizmet altyapısını modernize etmeyi hedeflerken, farklı paydaşların bir araya gelerek ortak kullanım tesisleri oluşturmasını teşvik ediyor. Bu model, yerel aktörlerin teknolojik dönüşüme uyum sağlamasını ve rekabet güçlerini artırmalarını amaçlayan kapsayıcı bir kalkınma yaklaşımı olarak değerlendiriliyor. Proje, Türkiye'nin girişimcilik ekosistemini uluslararası standartlara yaklaştırmayı ve sürdürülebilir bir ekonomik büyüme zemini oluşturmayı hedefliyor.◼